Skip to main content

Obsesif kompülsif bozukluk’ta 15 sık sorulan soru

Obsesif kompülsif bozukluk hakkında detaylı bilgi verdiğimiz yazımıza şuradan göz atabilirsiniz. https://surup.net/cocuk-sagligi/obsesif-kompulsif-bozukluk/ Bu yazımızda Obsesif kompülsif bozukluk ile ilgili en sık sorulan sorulara tek tek ve ayrıntılı cevap vermeye çalışacağız.

Takıntılı olmak nasıl geçer?

Takıntı hastalığı olarak da bilinen OKB insanların günlük yaşam becerilerini önemli derece kısıtlayabilen, yaşam döngüsünü sürdürmeyi ciddi derecede etkileyebilen bir rahatsızlıktır.  Obsesyon konusunda şüpheleriniz varsa atılacak en sağlıklı adım bir tıp uzmanına görünüp takıntı hastalığınız olup olmadığını belirlemek var ise takıntılı olmak nasıl geçer hakkında bilgi sahibi olmak durumundasınız.

Gelişen tıbbi ve psikolojik tedavi yöntemlerine göre rahatsızlığınızın şiddeti ve hayatınızı ne derecede etkilediği belirlenmekte, hastalığınızın derecesi ve sizin tedaviye cevap verebilme yetinize göre obsesif kompulsif bozukluk ilaç tedavisi ile yada psikolojik takıntı tedavisi ile çözüm aranmaktadır.

Obsesif kompülsif bozukluk nasıl geçer
Obsesif kompülsif bozukluk nasıl geçer

Takıntı hastalığı ilaçsız nasıl tedavi edilir?

Takıntı hastalığı ilaçsız tedavi yöntemleri arasında en sık kullanılan ve bilinen davranış terapisi dediğimiz bilişsel davranışçı tedavidir. Obsesyon hastalarına takıntıya iten durumlar genel olarak kaygı verici olarak adlandırılır. Hasta bu kaygılardan kaçmak için durumu düşünmemeye çalışır. Fakat kendini düşünmemek için şartlaması aslında durumun daha derinlemesine düşünülmesine neden olarak rahatsızlığı tetikler. Bu da hastalığın ve hastanın bir paradoksa sürüklenmesine neden olur. Fakat alıştırma tedavisi dediğimiz terapilerle bunu yenmek mümkündür.

Alıştırma terapilerinde amaç hastayı rahatsızlığa iten, hastanın durumunu tetikleyen kaygıyı arttıran olaylarla karşılaştırmak, zamanla bu etkenlerden etkilenmesini azaltmak ve davranışın tamamen bitmesini hedef almaktır. Örnek üzerinden yola çıkarsak; asansör takıntısı olan bir bireyin asansör korkusunu yenebilmesi için öncelikle psikolog eşliğinde asansöre binmesi, daha sonra bir kaç arkadaşı ve en sonda kendisinin tek başına asansöre binebilmesi şart koşulur.

Alıştırma terapileri obsesyon tedavisinde önemli bir yer edinmektedir. Bazen ilaçlı tedavi ile birlikte kullanılması gerekse de; terapiler hastalığın etmenlerini önlemekte ve tedavi olmasında büyük katkı sağlamaktadır.

Obsesyon çeşitleri nelerdir?

Takıntı olarak adlandırdığımız obsesyon çeşitleri yaşanılan coğrafya ve kültüre göre değişse de en sık rastlanılan obsesyon çeşitleri şunlardır;

  • Temizlik ve bulaşma takıntısı: Kişinin kendisinin veya giysisinin hatta evinin temizliğine karşı duyduğu takıntılardır. Bu obsesyon’da kişi sürekli pislik bulaşacak, kirlenecek kaygısı gütmektedir. İlk başta kulağa hoş gelse aşırı artmış takıntılar sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi imkansızlaştırmaktadır ve tedavisi şarttır.
  • Kuşku obsesyonu ve kontrol hastalığı: Bu rahatsızlık türünde kişiler sürekli olarak kapı, pencere, musluk, elektrikli aletler, gaz ocakları vb açma kapama durumu olan eşyaları takıntı haline getirmiştir. Sürekli kontol etme güdüsü ve açık kalmış olabileceği kaygısı yaşam kalitesini azaltmaktadır.
  • Cinsel içerikli obsesyonlar: Cinsel takıntılar kendisini gösterirken kişinin yaşına veya toplum içerisindeki konumuna taban tabana zıt durumlara ilgi duyması ile başlar. Bu takıntıda kişi sürekli olarak içinde bulunduğu cinsel durumdan dolayı korku duymakta ve taciz, tecavüz gibi olayların faili olmaktan korkmaktadır.
  • Dini içerikli takıntılar: Özellikle dini yoğun şekilde yaşayan insanlarda görünen bu rahatsızlıkta kişi kendi dinini yoğun olarak yaşadığından, kendisini dinin öğretilerine taban tabana zıt düşüncelere kafa yorarken bulur. Özellikle dini olguların gerçekliğinden şüphelenme ile başlayan takıntılar da insanların sosyal ve dini hayatını etkilemektedir.
  • Simetri ve düzen takıntısı: Bu rahatsızlık türünde kişi yaşamın her alanında düzenli olmak durumda hissettiğini, her eşyanın simetrik bir şekilde yer almasını istediğini belirtir. Özellikle dizilmiş eşyalardaki simetri ve düzen bozuklukları bu insanları çileden çıkarmaya yeter de artar bile.
  • Saklama ve biriktirme takıntıları: Kişi kendisine daha sonra lazım olabileceği düşüncesi ile her şeyi biriktirmekte ve saklamaktadır. Haberlerde çıkan çöp evlerin temelinde kişinin bu takıntısı yatmaktadır.

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde kullanılan ilaçlar ve isimleri

Takıntı tedavisinde yaygın ve etkin bir biçimde kullanılan ilaçlar; serotonin sistemini hedef almaktadır. İlaç tedavisinin başarı oranı yüksektir. Geri Alım Engelleyiciler adı verilen obsesif kompulsif ilaçlarından bazıları şunlardır; Fluoksetin, Fluvoksamin, Maleat, Paroksetin, Sertralin, Sitalopram, Esitalopram. Bu ilaçların kullanımı doktor kontrolü ve tavsiyesi gerektirdiğinden kendi başınıza reçetesiz olarak eczaneden alamaz ve kullanamazsınız.

Takıntı tedavisinde kullanılan ilaçlar ve isimleri zaman zaman değişse de etken maddeleri aynı kalmakta ve serotonin geri alım engelleyiciler olarak adlandırılmaktadır.

 

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisi ne kadar sürer?

Doktorunuzun hastalığınızı ve şiddetini belirlemesinin ardından eğer alıştırma terapilerinde gerekli başarı sağlanamazsa ilaç tedavisine geçilir. İlaç tedavisine doktor kontrollü olarak başlamak ve ilaçları zamanında ve düzenli kullanmak önemlidir. İlk belirtilerin görülmesi için iki-üç hafta kadar beklenmelidir. İlacın etkili olu olmadığına karar vermek ve sizdeki belirtilerini anlamak ise 10 haftaya kadar uzayabilmektedir. Eğer ilacın doktorunuz tarafından etkili olduğuna ve işe yaradığına kanaat getirilirse ilaç kullanım süresi doktorunuzun da onayı ile 2 yıla kadar çıkabilmektedir. Obsesif kompulsif bozukluk tedavisi ne kadar sürer sorusunun asıl cevabı sizin ve zihninizin ilaç tedavisine yanıt vermesine oranla değişebilmekte ve net bir süre verilemektedir.

Okb ilaçları kilo aldırır mı?

Obsesyon tedavisinde kullanılan ilaçların kilo artışı ile herhangi bir bağlantısı bulunmamıştır. Fatak gerek hastalığın gerekse hastanın psikolojik durumu yeme içme, abur cubur kullanımını arttıracağı aşikardır. Bu durumda yapılacak en sağlıklı işlem tedavi sürecinde bir diyetisyen kontrolü ile ilerlemek ve kilo artışını kontrol altında tutmaktır.

 

 

 

 

 

 

 

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

surupnet

Sınıf öğretmeni ve özel eğitim uzmanı olan surupnet, 2012 Konya Selçuk mezunu olup evli ve bir çocuk babasıdır. Surupnet projesini kendi tasarım ve seo bilgisiyle harekete geçirmiş olup web dünyasında bilgilerini paylaşmakta, derleme içerikler oluşturarak insanlığa fayda sağlamayı amaçlamaktadır.

Bir Cevap Yazın